AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Dolunay Tapınağında Bir Bilinmeyen - -

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Viollette Elénoré Laforét
3. Sınıf Çaylak
3. Sınıf Çaylak
avatar

Mesaj Sayısı : 15
Kayıt tarihi : 06/06/10
Yaş : 25
Nerden : Paris / Fransa

MesajKonu: Dolunay Tapınağında Bir Bilinmeyen - -   Paz Haz. 06, 2010 8:28 pm

Gözlerimi açmamla birlikte yanağımın üstünde soğuk bir zemin hissetmem bir oldu. Her tarafı bulanık görüyor ve damağımda tarif edemediğim bir acı hissediyordum. Sanki her tarafı yanıyormuş gibi. Normalde bunun ne olduğunu hemen anlamam gerekiyordu fakat bu sefer daha farklıydı. Beynimi kullanmakta zorluk çekiyordum ve felç olmuşum gibi hiçbir yerimi oynatamıyordum. Ortada bir kesinlik yoktu. Hiçbir şey algılayamıyor ve uyuşmuş bir şekilde sadece yatıyordum..
Bir anda bir çığlık beni kendime getirmeyi başardı. Gözlerim aniden açıldı ve kulaklarımda ki pas tuzla buz oldu. Saniyesinde yerimden fırlayarak otomatik olarak ellerim pençeleşti ve dişlerimi göstererek etrafıma tıslamaya başladım. Bir insan olsaydım bu kadar ani kalktığım için başım dönmüş olurdu ama tam tersine bu hareketlilik beni kendime getirerek donmuş kaslarımı çözmeme yardım etti. Tam bu arada aynı ses bir kere daha duyuldu. Bu bir çığlık mıydı ? Sorunun aklıma gelmesiyle önümden bir baykuşun hızla geçip bir heykelin üzerine konması bir oldu. Çığlık bu kuştan geliyordu. Bakışlarım hızla kuşa döndü ve üzerine konduğu heykele bakarak donakaldım. Burası bir tapınaktı ! Dolunay tapınağı.. Peki ya benim burda ne işim vardı ki ? Beni buraya kim getirmişti ? Ve neden yarı baygın bir haldeydim ?
Kuş tekrar çığlık attı. Gözlerimi daha da netleştirerek kuşa baktım. Ayağı ! Ayağında bir tüp vardı. Ani bir hevesle kuşa doğru koştum. Kanatlarını açıp sakin bir şekilde beni bekledi. Ne yani ? Kaçmayacak mıydı ? Yoksa vampirlere alışık mıydı ? Sanırım..
Tereddütsüz bir şekilde kuşa doğru elimi uzattım. Dediğimi anlayan kuş pençelerini hareket ettirerek koluma doğru yürümeye başladı. Kuşun yavaşlığına katlanamayarak pençesindeki tüpü alıyordum ki ondaki bir şey dikkatimi çekti. Kuş beyazdı ve ay ışığında tüylerinin arası altın gibi parlıyordu. Beyaz ve peçeli.. Bu bir avcı baykuştu. Etcil ve vahşi. Ay ışığında ise tam bir hırçınlık abidesi gibi duruyordu. Tırnaklarına bakmadan duramadım ve . Aman Tanrım !!! Peçesinin altında tam bileğinde bir işaret vardı. Dolunay fakat sağ tarafından bir hilal ışıkta gümüşi bir renkte parlıyordu. Peki ya parlamasına yetecek ışık nereden - - ...
Gözlerim ani bir refleksle heykelin üstünde duran camdan, dışarıya, girdap gibi zifiri karanlık olan geceye kaydı. Dolunay .. Bu gün dolunay vardı. Baykuştaki de bir hilalli dolunaydı. Ve nasıl olduğu bilinmez bir halde burda uyanmıştım.
Zoraki de olsa uyandığım yere bakarak şok geçirdim. Tapınağın tam ortasında heykele doğru . Eskiden kurbanların bırakıldığı gibi..

İyi de neden ? Ne yapmıştım ki ? Ya da ne yapılmak istenmişti ? Heykelin altında ki küçük çeşmeyi farkettim birden. Yüzümü yıkamaya ihtiyacım vardı. Çeşmeye doğru ağır adımlarla ilerlerken baykuş tekrar heykelin üstüne kondu. Çeşmeye vardığımda dizlerimin bağı çözülerek yanına çömelmek zorunda kaldım . Elimi daldırarak içinden bir avuç suyu yüzüme götürecektim ki suyun koyu kırmızı bir renk aldığını gördüm. Elimde ki sıvıyı burnuma yaklaştırarak hafifçe kokladım. Daha fazla ne olduğunu anlamak yerine elimdeki bir asitmiş gibi yere fırlattım. Nefes alışlarım hızlanmış ve damağımda ki kuru acı artmıştı. Gözlerimi kapatarak başımı arkaya, soğuk duvara yasladım. Nefesimi kontrol altına aldıktan sonra bunun neden koyulduğunu da anlamış oldum. Susuzdum ve bana yardım amaçlı konulmuştu. Ama daha yeni avlanmıştım. Sanıyorum... Ben kaç gündür baygındım ki bu kadar susuz oluyorum ? Ama bunları düşünmek bana daha da endişe veriyordu . Bu yüzden sadece iç güdülerime uyacaktım. Çeşmedeki kanı içmeye başladım . Aynı bir hayvan gibi yalayarak içtim. Ve her yudumumda daha da büyük bir haz beni daha fazla içmeye yöneltti . En sonun da daha fazla içemeyeceğime kanaat getirerek eğildiğim yerden kalktım. Üstümde ki tozları silkeleyerek ağzıma yapışmış olan saçlarımı parmaklarımın arasından geçirip düğümleşmiş yerlerini açmaya çalıştım. Elimin tersiyle ise ağzımda kalan kanlaı sildim. Heykele bir kez daha baktım. Bu Nyx in heykeliydi. Elinde ki dolunayın içi oyulmuştu ve camdan içeri giren ışık tam ortasına doğru hareket ederek kurban gibi koyulduğum yerde bir daire dolunay şeklini yansıtıyordu.
Kanı içerken farketmemiştim ama sonradan damağında bir tat kalmıştı. Şarap gibi.. Tam o sırada bunu tek kişilik bir ritüel olduğunu keşfettim. Kutsanmak için . Fakat bana kim neden böyle birşey yaptırtmış olabilirdi ki ? Bunu devam ettirmem gerekiyordu. Bu yüzden dolunay yansımasını ortasında durarak " Kutsanmaya ! " dedim yüksek sesle. Ve sonra histerik bir şekilde kahkaha atmaya başladım. Hem gülüyor hem de geçirdiğim şoktan ağlıyordum. Küçük kuş omzuma konarak pençesini geçirdi. Acı bir çığlık atarak kuşa baktım. Tüp hala bacağındaydı. Alıp içindeki küçük notu çıkarttım. Mükemmel fakat dik bir el yazısıyla yazılmış " Kutsanmaya " bir şok daha geçirmeme neden oldu. Bu yazıyı bilmemde dahildi bu şoka ....
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Helioius Gwyne Dymcoria
5. Sınıf Çaylak | Karanlık Kızlar Lideri
5. Sınıf Çaylak | Karanlık Kızlar Lideri


Mesaj Sayısı : 134
Kayıt tarihi : 23/05/10
Yaş : 22
Nerden : Tulsa.

MesajKonu: Geri: Dolunay Tapınağında Bir Bilinmeyen - -   Ptsi Haz. 07, 2010 2:37 pm

Betimleme - 14 Puan
Kurgu - 12 Puan
Hayal Gücü - 10 Puan
Akıcılık - 10 Puan
İmla - 15 Puan
Renklendirme - 3 Puan
Uzunluk - 6 Puan

Toplam Yetmiş.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://thehouseofnightrpg.yetkin-forum.com
 
Dolunay Tapınağında Bir Bilinmeyen - -
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Dolunay Ritüeli

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
House Of Night Rpg :: Başlangıç ve Yardım :: Rpg Gücünüz :: Rp Puanlatma-
Buraya geçin: